Shards of Order – İnceleme
Temmuz ayının ortalarında evime bir paket geldi. İçinde “Hey, sürpriz!” diye başlayan bir not bulunuyordu. Notta, Polonya merkezli indie ekip Fardust’un yeni oyunu Shards of Order olduğu ve ekiplerin geliştirme sırasında bir mola vermek için bu paketi hazırladıkları yazıyordu. Yazar, paketi teslim alırken “Hoşunuza giderse ve bahsetmek isterseniz mutlu oluruz, ama baskı hissetmeyin” şeklinde bir mesaj gönderdi.
Shards of Order, “Yasalar tarafından parçalanmış bir dünyada hayatta kalan bir gruba liderlik edin” temasıyla başlıyor. Oyuncunun kimliği başta kaybolan bir sahneyle karşılaşıyor; karakter “Soldier” olarak adlandırılıyor. En kısa sürede ekibe katılacak “Exile” ve “Scholar” karakterleriyle birlikte kimlikleri geri kazanmak ve çukurdan çıkmak için mücadele başlıyor. Oyun, kart bazlı dövüş sistemiyle dikkat çekiyor: Soldier, kartlara bağlı olarak öfke puanı toplar ve belirli limitlere ulaşıldığında özel yetenekler açılır; Exile oklarını toplayarak farklı saldırılar yapar, ok yoksa saldırılar geçersiz olur; Scholar ise renkli kartlarla mana kazanıp büyü ve zayıflatma yetenekleri kullanabiliyor. Her kartın sol üst köşesinde, saldırının kaç turda gerçekleşeceği belirtilir ve kartlar bittiğinde “Redraw” seçeneği mevcut, ancak bu işlem dirilen karakterlerin 6’şar hasar almasına neden olur.
Oyunun başlangıçta zorluğu, denge yamalarıyla daha ulaşılabilir hale gelmiş durumda. Savaşları kaybeden oyuncular önceki kayıt noktasına dönüyor ve tekrar yapmaları gerekebilir. Özel bir göz kartı tüm karakterleri tam iyileştiriyor ve ek kartlar ekleyebiliyor; “Unyielding Relic” zırhı, Ethereal Power’ı kullanarak hasar gücünü artırıyor, ancak aşırı kullanım iyi sonun kapanmasına sebep oluyor. Shards of Order, kasvetli bir dünyada derin kart mekanikleriyle oyuncuları 10 ila 15 saat boyunca meşgul eden, fiyatı makul bir deneyim sunuyor.

